

Ve uyandığımda sadece parmak uçlarımı seyrettim.
Hiç soluklanmadan koşabilir misin, hiç nefes almadan, önüne bakmadan, ya da sana bakanlara aldırış etmeden, ciğerlerin yanana kadar, ya da kafandaki tüm her şey silinene kadar, yaşadığın onca güzel şeyi unuturak, sadece ayağındaki sızıdan gözlerinden yaş damlayana kadar, tam ulaştım dediğin an ulaşamadığını anladığında koşabilir misin, bunu yapabilir misin, benim için?
( otobüse yetişmeye çalışıyordu.
çift katlı otobüs durdu
üst katın penceresinden ona bakarken kalbimin zembereği boşaldı.
gözlerimi kapadım
ve yanımdaki koltuğa oturması için dua ettim:
“bunu dilediğim için ayıp etmiş olur muyum?” )